Salı , Kasım 21 2017
ANA SAYFA / SAĞLIK / KORUYUCU TIP / ADAMIN BİRİ DOKTORA GİTMİŞ GİDİŞ O GİDİŞ

ADAMIN BİRİ DOKTORA GİTMİŞ GİDİŞ O GİDİŞ

92-adamin-biri-doktora-gitmis-gidis-o-gidis-kapak-tek-boyut
Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta’dan esprili bir ültimatom!
Yazar: Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta
Hayykitap No: 92
Türü: SAĞLIK / Koruyucu Tıp / Modern Tıp Eleştirisi
Birinci baskı: Ekim 2009
Sayfa Sayısı: 176
ISBN: 978-975-9059-97-2
Barkod: 9789750959972
  • TANITIM
  • YAZAR HAKKINDA
Hayatımız, doktorlar, ilaçlar, hastaneler, röntgenler, tahliller, ameliyatlarla doldu. Tıpla adeta samimi olduk.
Samimiyeti ilerlettikçe, bilgili, vakur, idealist sandığımız tıbbın zamana ayak uydurduğunu, ticarileştiğini gördük. Gereksiz ameliyatlar yapan, ezbere eğitimle öğrencilerin hevesini de bilgisini de söndüren, insanları ömür boyu ilaca bağlayan, ilaç yazma performanslarına göre Dubai tatili kazanan doktorlarla tanıştıkça yıkıldık! Ve de üzüldük.
Güvenimiz sarsıldı ama ilişkimiz devam ediyor. Bebeğimiz hastalanınca, dedemizin tansiyonu yükselince kime gideceğiz? Gene onlara…
Senelerce Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde hocalık yapmış, tatlı dilli, yumuşak kalpli hekim Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta bu kitabında yakinen tanıdığı modern tıbbın kötü “alışkanlıklarını” bir bir yüzüne vuruyor. Tek gayesi var; bir gün düzelir, daha iyi olur, eskisi gibi ahlaklı olur diye umut ediyor. Modern tıbbı “kötü yoldan” döndürmeye çalışıyor. “Bu gittiğin yol, yol değil” diyor.
Adamın Biri Doktora Gitmiş… Gidiş O Gidiş! modern tıbbın ve ilaç firmalarının emrine girmiş doktorların sinsi tuzaklarına düşmek istemeyenler için eğlenceli bir rehber. Kitabın 3 ana bölümünün isimleri ise şöyle:
1. Bir, İki, Üç! Tıp
2. Bu Bölüm İlaç Sapıklarına İthaf Edilmiştir
3. Bitkisel Tuzaklar

Kitabın önsözünden bir bölüm:
Bu kitap modern tıbbın bir eleştirisidir.
Ama amacım bağcı dövmek değil, üzüm yemektir.
Otuz senelik hekimim.
Senelerce modern tıp okudum, hâlâ da okuyorum, öğreniyorum.
Senelerce modern tıbbı öğrettim. Birkaç bin doktorun hocası oldum.
Hastalarımın teşhislerini de modern tıp bilgilerinden, teknolojisinden ve imkânlarından faydalanarak koyuyorum.
Bugün milyonlarca insan modern tıbbın aşıları, antibiyotikleri, ensülini, heparini, kortizonu, aspirin sayesinde, milyonlarcası zamanında, doğru teknikle yapılan modern cerrahi girişimler sayesinde hayattalar.
Onlarca hastalık modern tıp sayesinde ortadan kalktı.
İnsanlar modern tıp sayesinde rahat nefes alıyorlar, acı çekmiyorlar.
Organ nakilleri, yapay organlar, kök hücre tedavileri ile yaratılan mucizeler hep modern tıbbın eserleri.
Uzun sözün kısası, insanların modern tıp sayesinde rahat, sağlıklı ve uzun bir ömür sürdüklerini kimsenin görmezden gelmesi ve inkârı elbette mümkün değil.
Ancak…
Bir de madalyonun diğer yüzü var.
Modern tıbbın mutlaka düzeltilmesi gereken yanlışları, olumsuzlukları ve hatta günahları var. Hem de pek çok.
Her şeyden önce modern tıp ilaç endüstrisinin esiri olmuş durumda.
Neredeyse tüm kongreler, sempozyumlar, seminerler onların mali katkıları ile yapılıyor.
Tıbbi araştırmalar onların sponsorluğunda gerçekleştirilebiliyor.
Tıp dergileri onların verdikleri reklâmlar sayesinde yayınlanabiliyor. Tıp dernekleri onların yardımları, destekleri sayesinde ayakta
durabiliyor.
Mezuniyet sonrası eğitim bile onların denetimi altında.
İlaç endüstrisi sponsorluk, promosyon, reklâm konusunda -kendi çok sevdikleri deyimle söyleyelim- ‘hiçbir fedakârlıktan kaçınmıyor’.
Modern tıbbın ilaç endüstrisi karşısında gazozuna ilaç konmuş kızlardan hiçbir farkı yok.
İlaç endüstrisi için daha fazla kâr etmek adına her şey mubah.
Hastalarına kendi pahalı medikal aletlerinden aldıran doktorlara ödül olarak ‘yabancı gelin’ de sunulabiliyor.
Promosyon olarak doktorlar umreye de götürülebiliyor.
Doktorlarla ilaç firması arasında basit bir tükenmez kalem, küçük bir bloknot veya bir kahve kupası ile başlayan ‘seviyeli ilişkinin’ geldiği küresel seviye bu.
Bilimsel araştırmalar manipüle ediliyor.
Bir ilacın başka hastalıklar için etkili olmadığı sonucuna varan çalışmaların yayınlanmasının geciktirilmesi veya durdurulması, negatif sonuçların pozitif algılanmasını sağlamak için çalışmaların dizaynı ve verilerle oynanması, sonuçları nötralize etmek için negatif bulguların pozitif sonuçlarla harmanlanması bu oyunların bazıları.
Gelelim neticeye…
Başta da dediğim gibi, amacım kesinlikle bağcı dövmek değil, üzüm yemek.
Yanlışlarından, günahlarından, eksiklerinden kurtulmuş iftihar edeceğimiz modern tıbba kavuşacağımıza inancım sonsuz.
‘Adamın biri doktora gitmiş… iyi ki gitmiş’ diyeceğimiz günlerin uzakta olmadığına yürekten inanıyorum.

Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta
9 Ocak 1955’te Kayseri’de doğdu. Dişhekimi/şair Turhan Nesimî Bey ve Fevziye Hanım’ın oğludur. İstanbul Erkek Lisesi’ni (1973) ve Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ni (1979) bitirdi. 1984’de göğüs hastalıkları uzmanı, 1986’da doçent, 1996’da profesör oldu. 1981’de Feryal Hanım ile evlendi; oğlu Umut 1982, kızı Bestegül 1991 doğumludur. 2008’de üniversiteden emekli oldu. Hâlen muayenehanesinde çalışıyor ve yazarlık yapıyor.
ahmetrasimkucukusta@gmail.com
ahmetrasimk@hotmail.com
Hayykitap’tan yayımlanan kitapları:
Büyük Kolesterol Yalanları, Nisan 2015
Hasta Etmeyin Adamı!, Kasım 2013
Kansere Çözüm Var! (çok yazarlı), Ekim 2011
Kalbime Koy Başını Doktor!, Ekim 2011
Bir İki Üç Tıp, Ocak 2011
Bu İşte Bir Domuzluk Var, Ocak 2010
Grip/Domuz Gribi: Bilmeniz Gereken Her Şey, Aralık 2009
Adamın Biri Doktora Gitmiş… Gidiş O Gidiş!, Ekim 2009
Biri Bizi Hasta Ediyor, Haziran 2008
Modern Zaman Hastalıkları, Ekim 2006

Satın Al: kitapyurdu bkmlogo dr idefix babil tikla24

YENİ ÇIKANLAR

KAPAK

İÇİNİZE DÖNÜN

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir