Künye   |  Bize Ulaşın   |  Giriş Sayfam Yap   |  Sık Kullanılanlara Ekle

Gıdalar, Ambalajlar, Silahlar ve Açlar

Gıdalar, Ambalajlar, Silahlar ve Açlar

Genetiği değiştirilmiş gıdalar ve bu gıdaların biyolojik, ekonomik, sosyolojik etkileri konusunda çok yönlü bir araştırma...

1 Aralık 2008 12:19
font boyutu küçülsün büyüsün


Yanlış beslenme ve modern tıbbın insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkileriyle ilgili pek çok kitap yayımlayan Hayykitap, bu kez günümüzde çok tartışılan ama kapsamı, boyutları yeterince bilinmeyen "genetiği değiştirilmiş gıdalar" ve bu gıdaların biyolojik, ekonomik, sosyolojik etkileri konusunda çok yönlü bir araştırma sunuyor.

Gıdaların sofralarımıza gelene kadar geçirdiği evrelerden haberdar mıyız? Kentli tüketici, gıda ambalajlarının üzerindeki resimlerde ya da televizyon reklamlarında sunulan köy manzarasını gerçek sanıyor. Oysa reklâmlarda gördüğümüz, sebze toplayan güler yüzlü köylü kadınların, yemyeşil kırlarda yayılan mutlu ineklerin gerçek dünyayla uzaktan yakından ilgisi yok. Gıda, bize gösterildiği gibi üretilmiyor. Tohumların genleriyle oynanıyor. Tohumlar kısırlaştırılıyor. Kimyasal tarım ilaçları, hormonlar, sentetik gübreler atılıyor toprağa. Tavuklar kafeslere, inekler beton bölmelere hapsediliyor. Tarlaları transgen tohumlar, soframızı tek tipleşmiş, ambalajı hoş ama içi boş gıdalar ele geçiriyor. Sömürülüyoruz, kravatlı kötü adamlar güzelim gıdalarımızı gasp ediyor. Frankeştayn ürünler kakalanıyor sofralarımıza…

Gıdalar artık beslemiyor, aksine hasta ediyor bizleri. Aslında gıda olmaktan çıkıp başka bir şeye dönüşüyor; uluslararası siyaset arenasında, yeri geldiğinde bir silah, yeri geldiğinde pazarlık masalarında tehdit unsuru olarak kullanılıyorlar. Dünyada açlığı ortadan kaldırmak adına yapılan bilimsel çalışmalar olarak sunulan GDO’lar insanlığı açlığın sınırına getirmiş vaziyette. Dünya halklarının zengin gıda çeşitliliği ve kültürü yavaş yavaş yok ediliyor. Asıl üretici açlık çekerken ulusötesi ticaret tekelleri akıl sınırlarını zorlayacak büyüklükte paralar kazanıyor.

Peki umut yok mu? Umut var, toprağın olduğu yerde umut olmaz mı? O zaman ne yapmalıyız? Mebruke Bayram’ın genetik emperyalizme karşı nasıl direnmemiz gerektiğini anlatan bu “sahici” çağrısına kulak vererek başlayabiliriz işe… Yani şimdi…


Kitaptaki konu başlıkları:
• Soframızdaki yabancı
• Yeşil kırlardan fabrika-çiftliklere
• Gıda aslında bir silahtır
• Ucube gıdalar
• Merdivenin altı ve üstü
• Kanunlar kimden yana?
• Ayaküstü gıda, ayaküstü yaşam
• “Şimdi gıda egemenliği zamanıdır”

 


Mebruke Bayram Kimdir?
1972’e Gümülcine’de doğdu. Reklâm ve yayıncılıkla uğraşıyor. Ekoloji ve tarımla ilgili çeşitli etkinliklerde bulunuyor. Genetiği değiştirilmiş gıdalara karşı mücadele yürüten, 100’ü aşkın demokratik kitle örgütünün bir araya gelerek oluşturduğu GDO’ya Hayır Platformu’nda kuruluş sürecinden bu yana aktif olarak yer alıyor.
 


“Gıdalar, Ambalajlar, Silahlar ve Açlar”
Teknik Özellikler:

Yazar: Mebruke Bayram
Yayınevi: Hayykitap - 68
Kategori: Yeryüzünün Ahengi - 2
Türü: Araştırma
Birinci baskı: Aralık 2008
Sayfa sayısı: 152
Fiyatı: 9.5 YTL
ISBN: 978-975-9059-70-5
Barkod: 9789759059705








Bu haber 4,271 defa okundu.

yorumlayorum ekle


Yorumlar (2)
  • Derya Öcal / 4 Şubat 2009 17:14

    Teşekkürler

    Mebruke Bayram, GDO konusunun can alıcı noktalarına değindiği bu çalışma ile gıda endüstrisinin son çeyrek yüzyıldaki gelişimi ile dünya siyasetinin ilişkisini açığa çıkarıyor. Bizlere de kendisine teşekkür edip okumak düşüyor.
  • Doğa Irmak / 30 Aralık 2008 17:26

    hasta eder bu GDO'lar

    Mebruke bayram'ı bu çalışmasından dolayı kutluyorum. "Açlığı ortadan kaldıracağız" diye yola çıkan kapitalzmin para babaları, insanları açlığa mahkum etmektedirler. Bu kitap bize bu ve benzeri yalanları deşifre etemekte öncülük ediyor. Silah sanayisininde tarım sanayisininde patronlarının aynı kişiler olduğunu, bize emanet edilen doğayı sömüren bu "yartık"ların tek amaçalrının sönürü olduğunu gösteriyor. Bu kitapta öğreniyoruz ki "bazıları" artık ne yiyeceğimize karar verebilecek ve isterlerse bizi aç bile bırakabilecek. Tüm dünayanın bu çalışmayı okumasını temeni ediyorum. Hayykitap'ı da kutluyorum böyle bir eseri yayımladı diye.