Cuma , Kasım 24 2017

ÖZÜN ÖZÜ

109 Özün Özü  ( Ýbn Arabi )
İbn Arabi tasavvufunun anahtar kavramları bu kitapta!
Yazar: İbn Arabi
Çeviri ve Şerh: İsmail Hakkı Bursevî
Sadeleştiren: Muhammed Bedirhan
Hayykitap No: 109
Türü: TASAVVUF / Sufi Klasikler
Birinci baskı: Haziran 2010
Sayfa Sayısı: 106
Ebat: 11,5×19 cm
ISBN: 978-605-4325-15-3
Barkod: 9786054325153
  • TANITIM
  • YAZAR HAKKINDA
Hayykitap bir ilke imza atıp, “hit” olacak kitaplar serisini yayımlamaya başlayalı tam 5 yıl oldu. “Hit”in açılımı “Herkes İçin Tasavvuf”. Seri, Türk insanını bu topraklara ait gerçek tasavvufla tanıştırmayı amaçlıyor. “Herkes İçin Tasavvuf” serisi, piyasadaki diğer tasavvuf kitaplarından farklı. Farkı ise eserlerin seçiminde, profesyonel çeviride, çeviride kullanılan anlaşılır sade dilde ve okumayı kolaylaştıran rahat görsel tasarımda yatıyor. Ve tabii eser sahiplerinin tartışmasız büyüklüğünde…

“Hit” serisinin 9’uncu kitabı İbn Arabî’nin Futûhât ve Fusûs’unda yer alan “öz” pasajlardan oluşan Lübbü’l Lübb yani Özün Özü. İsmail Hakkı Bursevî’nin seçip şerh ettiği bu pasajlar İbn Arabî tasavvufunun ve vahdet-i vücûd anlayışının da anahtar kavramlarını içermekte.

İsmail Hakkı Bursevî, bu pasajlarla Arabî’nin tasavvuf anlayışının daha kolay ve özet bir şekilde anlaşıldığını düşündüğü için kitaba Lübbü’l-Lübb yani Özün Özü ismini ver¬miş. Kitapta ele alınan kavramların başında ilâh-ı mûtekad mevzusu geliyor. Bu konu özel rab kavramıy¬la birlikte vahdet-i vücûd anlayışının en temel konusunu oluşturuyor.

İbnü’l-Arabî’nin kendi târifi ile ilâh-ı mûtekad, kulun kendi düşüncesi veya bir başkasında görerek taklit etmesi yoluyla kal¬binde yarattığı tanrıdır. Bu tanrının ortaya çık¬ması insanın kendi tanrısı hakkındaki fikridir. İnsan ancak bu fikir ve tanrı tasavvuru vasıta¬sıyla Allah’a yönelir. Bütün insanlar şu veya bu şekilde tanrı hakkında bir fikre sahip oldukları –isterse tanrıtanımaz olsunlar- için inançtaki tanrı yani ilâh-ı mûtekadların sayısı insanların sayısıncadır denilebilir.

Peki arifler için durum nasıldır? Buna da kitaptan ilgili bölümle yanıt verelim:

Ârife “…Her nereye yönelirseniz yönelin Allah’ın yüzü oradadır” (Bakara, 115) âyetinin mânâsı zâhir olur. Yani bu âyete göre hangi tarafa dönülürse dönülsün orada zâhiren ve bâtınan Hakk’ın bir yüzü vardır. Gerçi bir yüz olması nedeniyle Hakk’ın o yüzüne dönebilirsin. Ancak “O her an yeni bir iş ve oluştadır” (Rahmân, 29) âyeti düsturunca Hakk’ın makamları ve mertebeleri vardır. Bu nedenle Hakk her bir makamda bir çeşit ve her mertebede bir tür yüz gösterir. Her yüzde bir çeşit güzellik, her güzellikte bir aşk nev‘i, her aşkta bir türlü gamze, her gamzede bir türlü şîve, her şîvede bir türlü girişme, her girişmede bir türlü naz, her nazda bir türlü ağaz yani başlangıç gösterir. Onun için O’nun cemâline tutkun olan âşıklar türlü türlü hâllere ve sevdâlara uğrar; bazen kabz ve celâle mazhar olur, bazen zevk, şevk, safa ve cemâlin bast hâline mazhar olur. Hakk’ın cemâli gâh naz, gâh niyâzla vasıflanır; çeşit çeşit işve ve nazla sürekli âşıkın nazarında cilve işve gösterir. Bunla birlikte hiç birini tekrar etmez.

O hâlde ârif kendisini nasıl bir inanç şekli ile ve bir hâlle bağlı kılsın ki? Zîrâ sevgili her ne yüz, ne sıfat, ne elbise ve ne işve ile kendisini arz edip tecellî ederse bunlara karşı gaflet etmeyip kendisini tek bir yüz ile sınırlandırmaz.

İsmail Hakkı Bursevî
İsmail Hakkı Bursevî Osmanlı tasavvuf düşüncesinin, özellikle de vahdet-i vücûd anlayışının önemli temsilcilerinden biridir. 1653 yılında Aydos’ta doğmuş ve 1725 yılında Bursa’da vefat etmiştir. Bursevî çok küçük yaşlarda Osmanlı döneminde yetişmiş Ekberî meşrebli sûfîlerden biri olan Osman Fazlî Efendi eliyle tasavvuf yoluna girmiştir. Bir yandan mânevî ilimlerle meşgul olurken diğer taraftan da zâhirî ilimlerdeki tahsiline devam eden Bursevî, Arapça, fıkıh ve kelâm gibi ilimlerde çeşitli hocalardan ders almış ve iyi bir tahsil görmüştür. Hüsn-i hat meşkini ise devrin meşhur hatalarından olan Hâfız Osman’dan yapmıştır.
Bursevî zâhiri ilimlerin yanında nazarî tasavvuf alanıyla da ilgilenmiştir. İbnü’l-Arabî’nin meşhur eseri Fusûsu’l-Hikem’i şeyhi Fazlî Efendi kanalıyla okumuş, yine Sadreddin Konevî’nin nazarî tasavvuf alanında yazılmış temel eserleri olan Miftâhu’l-Gayb ve Fâtiha Tefsiri’ni şeyhinin yazdığı şerh ve hâşiye üzerinden tahsil etmiştir. Bu alandaki ilmî derinliği sayıları yüzleri bulan eserlerinde gözlerden kaçmayan bir durumdur.
Bursevî İslâmî ilimlerin hemen her alanında eserler vermiş bir yazardır. Bununla birlikte ona bu alanda haklı şöhreti kazandıran asıl ilim tasavvuftur. Bursevî tasavvuf alanında irili ufaklı pek çok eser kaleme almıştır. Bu eserlerin belki de en önemlisi işârî bir tefsir olması hasebiyle Rûhu’l-Beyân’dır. Elinizdeki eserinde ise Bursevî, İbnü’l-Arabî’nin Futûhât ve Fusûs’unda yer alan birkaç pasajı tercüme ve şerh etmiştir.
Satın Al: kitapyurdu bkmlogo dr idefix babil tikla24

YENİ ÇIKANLAR

KAPAK

İÇİNİZE DÖNÜN

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir