Cumartesi , Kasım 25 2017
ANA SAYFA / TÜM KİTAPLAR / ŞERBET VE HOŞAF

ŞERBET VE HOŞAF

serbet-ve-hosaf
Egeli bir babaannenin mutfağından en lezzetli şerbet ve hoşaf tarifleri su gibi akan öykülerle süslendi…
Yazar: Elif Ayla
Hayykitap No: 85
Türü: YEMEK KÜLTÜRÜ / Yöresel Yemekler
Birinci baskı: Ağustos 2009
Sayfa Sayısı: 128
ISBN: 978-975-9059-89-7
Barkod: 9789759059897
  • TANITIM
  • YAZAR HAKKINDA
“Meyve suya aktı, şerbet oldu. Hoş-abdan geriye hep şükür kaldı.”

Elif Ayla, Şerbet ve Hoşaf – Hatıralarda Kalan Yudum Yudum Lezzetler kitabıyla geçmişimizin hoş bir yanını bugüne taşıyor. İnsana kırılıverecekmiş gibi gelen incecik bardaklarda ikram edilen buz gibi şerbetler. Şerbet kokularıyla hafızamıza kazınmış düğünler, nişanlar, loğusa ziyaretleri. Akraba ziyaretleri. Tahta sandalyeler. Utangaçlıklar. Gözlerin içiyle gülünen eski güzel günler…

Şerbet gibi havaların, şerbet gibi insanlarla, şerbetten nafakalar çıkarılan günlerin, güzel su içilir yemeğin yanında diye, hoş-ab denilen hoşafların, o unutulmaz tatların bir araya geldiği bir çalışma bu…

Hepsi, insan israfı icat etmeden evvel bulundu. Meyvelerin, otların son hallerine, hadlerine kadar, şükür kazanında kaynatılıp sofraya getirilmesiyle oluşturuldu. Bütün şerbetler ve hikâyeler aslında suya yazılmış methiyeler. Suyu kaç şekilde içebileceğimizi anlatıyorlar. Meyveye eklenen su değil, suya eklenen meyveler onlar. Her şerbet ve her hoşaf, insan emeğinin nimete dokunup, Barekallah demesi.

Elif Ayla kitabında, babaanne mutfaklarından bugüne kadar gelen, yok olmalarına izin verilmeyen şerbet ve hoşafları anlatıyor. Hoşaflar hikâyelere dökülüyor, şerbetler anılarla birleşiyor. Kitap bir tarifler bütünü olmaktan çok, bir yaşam biçimini tarif ediyor. Şefkat, şerbetten akıyor. Hoşaftan geriye çekirdekler değil, anılar kalıyor.

Siz de sofralarınızı meyvenin suya aktığı şerbetlerle süsleyin:

KAVUN ŞERBETİ

Bu şerbet eskilerin hiçbir şeyi israf etmedikleri günlerden kalmadır aslında. Hiçbir şeyin böyle bol ve kavanozda kolay bulunur olmadığı zamanlarda, insanlar damak tadı uğruna yeni şeyler bulmak, hiçbir şeyi de zayi etmemek durumunda idiler. Kavun şerbeti, namı diğer subye, işte öyle zamanlardan kalmadır.

Malzeme:
Yaklaşık iki orta boy kavunun çekirdeği
5 su bardağı su
4 su bardağı şeker

Yapılışı:
Kavun çekirdekleri yıkanır, bir tepsiye alınıp, güneşte kurumaya bırakılır. Efendim eskilerin evlerinde bakır havanlar vardı. Hâlâ imkân varsa, kavun çekirdeklerini bakır havanda dövmenizi öneririm. Dövmek demişsek de, çok eziyet etmeden, hafif irice kalacak kadar çevirsek kâfi. Bir yandan da suyu kaynamaya koyalım. Kaynayan suya, havanda şöyle bir çevirdiğimiz çekirdekleri koyalım. Bir taşım kaynatıp, şekeri ekleyelim. Sonrasında temiz bir tülbentten geçirelim şerbetimizi. Cam şişelere, sürahilere koyup soğutalım.

Bu şerbeti bir başka şekilde de yapmak mümkün. Daha modern evler, yeni hayatlar için bu tarifim de. Bütün malzemeyi robota koyup, iyice çevirelim. Sanki sıvı, mayonezimsi bir görünüm alana kadar devam edelim. Yine tülbentten süzüp, sürahiye koyarak soğutalım. Servise hazır içeceğimiz.

NANELİ LİMON ŞERBETİ

Bu şerbeti Sultan II. Abdülhamid pek severmiş.

Malzeme:
4 adet limon
5-6 dal taze nane
1 su bardağı şeker
3 su bardağı su

Yapılışı:
Limonların suları sıkılır. Nane yaprakları bir miktar şekerle bakır havanda dövülür, macun kıvamına getirilir. Temiz, seyrek dokumalı bir tülbente konur. Ağzı sıkıca bağlanan tülbent limon suyunun içine bırakılır. Bir gece soğumaya bırakılır. Sabah nane kesesi şerbetten alınır. Kalan şeker ilave edilip, eritilir. Tekrar dolaba kaldırılan şerbet, servise hazırdır.

Bu şerbeti yaparken, naneleri bütün halde bırakmayı tercih edenler varsa da, nanenin bir süre sonra salyamsı bir görünüme sahip olmasından dolayı ben yukarıdaki yöntemi tercih ediyorum. Taze nane, servis ederken bardaklara konursa, çok daha güzel oluyor. Aynı şerbete dilim limon ve kavrulmuş çam fıstığı da pek yakışıyor.

LOĞUSA ŞERBETİ

Malzeme:
3 adet loğusa şekeri
36 adet karanfil
9 adet kabuk tarçın
4,5 çay kaşığı zencefil
24 adet karabiber
9 su bardağı su
3 tatlı kaşığı file badem

Yapılışı:
Badem haricindeki bütün malzemeyi suya koyup kaynatırız. 15 dakika kadar kaynayan malzeme tülbentten geçirilerek süzülür. Soğutulan şerbet, üzerine badem serperek servis edilir.

Elif Ayla
Bir masalın içinde açtı gözlerini. Deniz kokusuyla ünlü o şehirde doğdu. Hatırlamış olmalısınız. Çok ama çok kitap okudu. Okurken de büyüdü. Okullarını bitirdi. Sonra, minareleri ve kedileriyle ünlü o şehre geldi. Onu da bildiğinizi biliyorum. Dünya kadar kitapları olan bu güzel şehirde, kitaplar yazdı.
Kitapların içinde akan zamanla birlikte, yazar da zaman suyunun içinde sürüklenmeye devam etti. İçinden büyük nehirlerin geçtiği, ünlü romanların yazıldığı, kocaman kocaman kiliselerin olduğu bir ülkeye geçti. Bir ipucu daha, o yer saatleriyle ünlüydü. Seyyah olan yazarın burada da canı sıkıldı. Tuttu, kendini başka başka şehirlerin sularına attı. Öyle çok şehir gördü ki, galiba artık başı döndü. Şehirler birbirine eklendikçe, anlatacak çok şey, yazacak çok masal buluyordu, bu işi çok sevdi.
Yazarınız şimdi, gözlerini içinde açtığı masalı dinlemeye devam ediyor. Saat tiktaklarına bakıp sizin için harflerden kayıklar yapıyor. Onları masalların içine bırakıyor ve yere uzanıp sizin için yüzdürüyor.
Hayykitap’tan yayımlanan kitapları:
Ben Mercan, Zirzopluk Benden Sorulur, Kasım 2016
Zeugma’nın Kayıp Gözbebeği, Temmuz 2016
Keço, Şubat 2016
En Güzel Misafir Sofraları, Temmuz 2011
Şerbet ve Hoşaf, Ağustos 2009
Kalbin Limon Hali, Ağustos 2008

Satın Al: kitapyurdu bkmlogo dr idefix babil tikla24

YENİ ÇIKANLAR

TURGUT KAPAK.indd

BENİM İSTANBUL’UM

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir